7 Nisan 2014 Pazartesi
Can Olmak, Metin Olmak
26 Kasım 2012 Pazartesi
Metin Oktay'ın Fatih Terim'i
Bu hikaye Galatasaraylılar için Metin Oktay’ın ne demek olduğunu aslında çok iyi anlatır. Çünkü ister canli izlemiş ister izleyememiş olsun, bugün her Galatasaraylı, Metin Oktay’ın Fenerbahçe’ye ağları delen golünü attığında orada olduğunu söyler. Ne tesadüftür ki, aynı Metin Oktay sanki geleceği görüyormuşçasına Fatih Terim'i tutup Adana'dan Galatasaray'a getirmiştir. İmzasından futbolculuğuna kadar da herşeyiyle bizzat ilgilenmiştir.
"Metin Abi benim ailem gibiydi" diyen Fatih Terim ise ona vefa borcunu ödediğini belki de UEFA Kupası'nı kaldırırken hissediyordu. Bugün halen idmanlarda futbolcularına O'nun vuruşlarını gösteren, göreve geldiği gibi tesislerdeki Metin Oktay anıtının yenilenmesi için düğmeye basan Fatih Hoca, Galatasaray kulübü için sadece bir futbol adamı değil, aynı zamanda önemli bir değerdir de. Nereden çıktı şimdi bu kadar övgü diyenler olabilir. Geçmişi hatırlamak bugüne ışık tutacaktır. Galatasaray değerlerinin yapı taşı olan Metin Oktay bile bu ülkede teknik direktörlüğü döneminde çok ağır eleştirilere maruz kalmış ve pes etmişti. Kulüplerin değerlerini temsil eden böylesine önemli adamları yaptıkları/yapmadıkları oyuncu değişiklikleri ile ya da 4-4-2/4-3-3 düzleminde eleştirmek çok sığ bir yaklaşım olur.
Galatasaray’da Fatih Hoca yine çok güzel şeyler yapabilir. Ünal Başkan da kulübe gelecek vaad eden vizyonel bir pencere açabilir. Ancak tüm yönetim ekibinin de tek bir başkan ve tek bir teknik direktör varlığını kabul edip, öyle davranması gerekir. Eğer Avrupa’da da başarı arama dileklerinde samimilerse, yönetim içindeki kutuplaşmaya acilen son verilmesi gerekir. Yoksa ne demişler, horoz çok olunca sabah geç olur. Dilerim güneşli sabahlar erken olur Galatasaray’da. Zira Fatih Hoca gibi bir teknik direktöre sahip çıkmayan yöneticiler şunu hatırlamalı ki;
1 Hafta, 2 Maç, 3 Adam
17 Eylül 2012 Pazartesi
Comandante Alex de Souza
15 Ocak 2012 Pazar
Yılın Transferi
Yıl 1948. Fenerbahçe’ye yeni transfer olmuş genç adam ilk antrenmanına çıkıyor. Macar antrenör Ignace Molnar beğendiği bu oyuncuyu denemek için once A takımı karşısında, B takımında oynatır. Sonuç oldukça ilginçtir. B takımının 4-1 kazandığı maçta, takımının tüm gollerini bu adam atar. Ancak o günden sonra ortalıktan kaybolur. Fenerbahçeli yöneticiler telaşa kapılırlar. Diğer takımlardan gizledikleri bu oyuncunun kaçırıldığını sanırlar. Tüm İstanbul’u ararlar ve sonunda Büyükada’da bir evde bulurlar. Neden ve kimden kaçtığını sorarlar. Genç adamın yanıtı oldukça ilginçtir:
“A takımına 4 gol birden atınca çok utandım!”
İyi futbolcu olmaktan önce,“doğru” insan olmaktır bu cümleyi söylemek. Ahlaktır, saygıdır. Lefter Küçükandonyadis olmaktır. Bazı isimler vardır, onları sahada hiç izleyememiş bile olsanız, o sahalardan geçtiklerini bilmek sizi mutlu eder, inancınızı pekiştirir. Onlar futbolda güzelliği, mertliği, dürüstlüğü temsil eder. Önce Metin Oktay, sonra Vedat Okyar, şimdi de Lefter’i kaybederek, teker teker uzaklaşıyoruz bu değerlerden. Biz kaybederken, futbolun cenneti her seferinde bomba transferlerine bir yenisini ekliyor.
CENNETE MEKTUP
Sevgili Lefter,
Biz sizleri izleyememiş de olsak, sevdalanmış gençler olarak bugün özür dileriz sizlerden. Sizin zamanınızda rakibe saygı varmış, şimdi onun yerini küfür aldı. Siz hep amatör ruhla ama profesyonel oynamışsınız bu oyunu. Şimdi profesyonel futbolcu adı altında, ahlaki değerlerden uzak bir çok amatör var sahalarda. “Oynadığın takımın formasını sırtında değil başının üstünde taşı” diyen sizlerden sonra, sahadan çıkarken o formayı çıkartıp, öfkeyle yere atanları gördük biz. Herkesin adına şimdi biz özür dileriz sizden, bıraktığınız değerlere sahip çıkamadığımız için.
Futbolun karanlık dehlizlerden geçtiği şu günlerde, sen de tıpkı diğerleri gibi aydınlık yüzüydün bu oyunun. Çok değil 3 gün sonra unutacağız seni de, öncekileri unuttuğumuz gibi. Şikeyi, küme düşmeyi dolayacağız dilimize. Ama yine de bir diyeceğimiz var:
Sen de gittin ya, artık daha çok üşüyoruz Lefter reyiz…
