6 Mayıs 2013 Pazartesi
Galatasaray Nasıl Şampiyon Oldu?
27 Ağustos 2012 Pazartesi
Ayıp'Lar Ligi
3 Temmuz 2012 Salı
Her taraftar bir gün stadsızlığı tadacaktır
Günlerdir İnönü Stadı’nın yenilenmesi ve Beşiktaş’ın yeni sezonda maçlarını nerede oynayacağı konusu ile ilgili her kafadan bir ses çıkıyor. Yöneticiler kendi aralarında anlaşamıyor, çareyi başbakanda arıyor. Ne de olsa geçen sezon şampiyonluk kupasının da verilmesini sağlamıştı başbakan, bu stad işini de çözer diye düşünülüyor. Ancak yanlış anlamayın, Türkiye’de futbola siyaset asla karışmıyor!
7 Mayıs 2012 Pazartesi
Federasyonun Arka Bahçesi
Futbol: Topu, kafa veya ayak vuruşları ile karşı kaleye sokma kuralına dayanan ve on birer kişilik iki takım arasında oynanan bir top “oyunu”.
Kaynak: Türk Dil Kurumu Sözlüğü
18 Mart 2012 Pazar
Biz - Siz - Onlar
Tartışmasız son yıllarda izlediğim en iyi Fenerbahçe-Galatasaray derbisiydi. Perde belki de bu yılın en iyi 3 golü listesine girecek, Sow’un golü ile açıldı. Daha ilk 20 dakika dolmadan Alex’ten gelen bir başka güzel gol ise, Fenerbahçe için bu gece adına son güzel şeydi. Aykut Kocaman’ın yanlış oyuncu değişiklikleri, takımı geri çekmesi ya da Stoch ve Cristian’ın kötü oynamasını bir kenara bırakalım. Bu gecenin asıl eleştirilmesi gereken ismi Aykut Hoca’dan ya da futbolculardan once “bir grup”Fenerbahçe taraftarıdır.
Takım gözetmeksizin tüm taraftarların karşı olduğu deplasman yasağının ekmeğine yağ süren “bir grup” Fenerbahçe taraftarına bütün tepkim. Takımlar daha ısınmak için sahaya çıktığında futbolculardan Fatih Terim’e kadar herkese küfür eden o “bir grup”a isyanım. Çok değil daha bir kaç gün önce Volkan Demirel televizyonda anlatıyordu: “Bizim için adeta bayramdır Galatasaray maçları. Taraftarımızdan da bunu bekliyoruz. Fatih Hoca’nın benim hayatımda rolü çok büyüktür, benim için özel biridir.” Ama herhalde Volkan’dan daha “büyük” Fenerbahçeli, o “bir grup” taraftar. Ya da sahaya çıkarken koridorda Fatih Hoca’ya sarılan Emre’den, Gökhan’dan çok daha “iyi”Fenerbahçeliler. Nereden mi biliyorum? Maçtan çıkınca bu “bir grup” ile beraber yürüdük bir süre, dediler ki “eğer bir futbolcumuz Fatih Hocaya sarılıp öpüyorsa, ya da bende emeği var diyorsa, o bizden değildir.”
Peki siz kimdensiniz demek geldi içimden...
Yöneticilerin birbirini kapıda karşıladığı, dostluk yemeği yediği, futbolcuların maçtan günler önce rakibini övdüğü, hocaların kucaklaştığı bir derbide, bu “bir grup”un ne Fenerbahçe’ye ne de Galatasaray’a ait olmadığı ortada.
İslam Çupi’nin, Zeki Rıza Sporel’in, daha çok yeni kaybettiğimiz Lefter’in Fenerbahçesine de ait olmadıkları kesin. Bu “bir grup” ne zaman boy verdi Fenerbahçe’nin içinde bilmiyorum, ama tırpan vakti gelmiş belli ki ve o tırpanı ancak gerçek Fenerbahçe taraftarı vurabilir. Aksi takdirde, cezalar, deplasman yasakları, saha kapamalar artarak devam edecek. Belki de Fenerbahçe takımı play-offlarda bazı önemli maçları sadece kadın ve çocuk taraftarlarla oynamak zorunda kalacak.
Eğer bütün bu yazdıklarım hala size bir şey ifade etmiyorsa, o zaman bir ipucu vereyim, içinizden biri Fenerbahçe’nin bu sezon “taraftar”lar sebebi ile aldığı ceza sayısını, geçen sezon ile karşılaştırsın, bakın ne göreceksiniz...
20 Kasım 2011 Pazar
İstenmeyen Adam
“Bu sene şike soruşturmasından doğan olağanüstü durum sebebiyle Kulüpler Birliği Vakfı'nın almış olduğu karara istinaden Türkiye Futbol Federasyonu'ndan yapılan açıklama; Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor kulüplerinin, 2011-2012 sezonunda birbirleriyle yapacakları tüm müsabakalarda, deplasman takım taraftarları alınmayacak şeklindedir.”
Tekrar tekrar okuyorum yukarıdaki cümleleri ancak bir türlü çıkamıyorum içinden. Yapılan bu resmi açıklamaya göre, deplasman yasağının sebebi şike soruşturması. Yani bir grup futbol sevmeyen adam daha fazla para kazanmak için ali cengiz oyunları oynadı. Ve bunun neticesinde futbolu seven adamlara “biz şike yaptık, siz bu yüzden birbirinizi kızdırıp “taşkınlık” yaparsınız, iyisi mi siz maça gelmeyin” dediler. Iyi de şike soruşturması kapsamında Sivasspor, Eskişehirspor, Giresunspor, Rizespor’dan da tutuklanan isimler olmadı mı? Bu kulüplere neden aynı yasak uygulanmıyor? Madem taraftar dediğin “vahşi” bu kadar taşkın, Eskişehir’e neden Trabzonlunun gitmesine müsaade ediyorsun ki? Bu kararı alan zihniyete göre “Geçen sene sizin yüzünüzden şampiyonluğu kaçırdık” diyen bir Trabzonlu, Eskişehir’de terör estirebilir. Onu neden yasaklamıyorsun?
Madem yasaklamaya başladık bir yerden; sadece derbi yasağı ile de kalmayalım. Mesela maçın kaderini değiştirecek hatalar yapan hakemlerin bir daha maça çıkmalarını yasaklayalım. Seyirciye küfür eden futbolcuyu, kasıtlı kart görüp takımını yalnız bırakan futbolcuyu ya da zaman geçirmek için kendini yerden yere atan futbolcuyu da yasaklayalım. Hakem odasına giren veya kulübü borca batıran veya yanlış transferler ile sezonu kapatan yöneticiyi de yasaklayalım. Hazır bu kadar yasak koymuşken, bir de Sabri’nin orta sahada oynamasını yasaklayalım…
Taraftarlık ve tribün kültürü futbolun sadece bir unsuru değil; bu oyunun ta kendisi, odak noktasıdır. Taraftarlık sadece para verip, bilet alıp tribünü doldurmak değildir. İnanmaktır, inandığını desteklemektir. Sosyal bir duyarlılıktır. Ülkede bir afet olduğunda birlik olmak, yardım etmektir. 12. adam boşuna denmemiştir. Kimi zaman pozisyonu görmeyen hakeme, kimi zaman oyuncu değişikliği için teknik direktöre yardımcı olur taraftar. Siyasi mesaj verir taraftar. Yakın zamanda Mısır’da Mübarek rejiminin son bulmasında en önemli rolü ülkenin en büyük iki futbol kulübünün taraftarları oynamıştır. Bugün oynanacak maça gidecek olan Beşiktaşlı bir arkadaşım şöyle dedi:
“Ben Beşiktaş gol atınca deplasman taraftarının yıkılışını izlemeyi seviyorum, Beşiktaş gol yiyince de onların sevincine kızmayı seviyorum.”
Bu cümleler bizim sevdamız olan renkleri yönetenlere ders olsun. Başkanlar, futbolcular, teknik adamlar, hepsi gün gelir gider. Renkler kalır, arma kalır, taraftar kalır. Bugün bizi yasakladınız. O da birşey mi…Burada düşünmek yasak, yazmak yasak, okumak yasak…Sen hala deplasman diyorsun…
Not: Deplasman yasağını protesto etmek için www.deplasmanimadokunma.com diye bir site kuruldu. Adınız ve tuttuğunuz takımı yazarak, yasağı protesto için imza bırakıyorsunuz. Ben bu yazıyı yazdığım sıralarda toplam 17.871 imza olmuştu. Üşenmeyin, bir imza da siz bırakın…